
IR lambalarını tüketim malzemeleri gibi görmeyi bırakın.
Dürüst olalım: Çoğu elektronik fabrikasında, kızılötesi lambalar ucuz ampuller gibi muamele görüyor. Lambalar patlayana kadar kullanılıyor, ardından çöpe atılıp yerine yenisiler konuluyor. Her birkaç ayda bir bu döngü tekrarlanıyor. Bu durum hem para israfıdır, hem de teknisyenler için zahmetli bir süreçtir; ayrıca “sıfır atık” hedeflerine ulaşmaya çalışan kişiler için de büyük bir sorundur.
Sürekli değiştirme işlemini durdurmak istiyorsak, lambaların içinde neler olduğuna bakmamız gerekiyor.
Isı sorunu
Aslında çoğu mühendis, şu an ne kadar ısıya ihtiyaç duyduklarına bakıyor. Bir lamba seçip gücünü belirleyip işi bitiriyorlar. Ancak çok fazla güç verilirse, lambanın içinde aşırı ısınma meydana gelir. Bu da filamanın zarar görmesine neden olur.
Biz ise voltaj ve uzunluğu dengelemeyi tercih ediyoruz. Böylece ısı yükü daha eşit şekilde dağılır. Eğer yüksek güç, doğru soğutma sistemleri olmadan küçük bir alana verilirse, lambanın bağlantı noktaları zarar görür. Bu da hoş bir durum değildir.
Lambanın net kalmasının sırrı
Bazı lambaların ölmeden önce bulanıklaştığını fark ettiniz mi? Bu, tungsten filamanın buharlaşıp lambanın duvarlarına yapışmasından kaynaklanır.
Bunu düzeltmek için halojen gazı kullanıyoruz. Bu sayede tungsten tekrar filamana geri döner ve böylece kuvars kristali net kalır ve lamba daha uzun süre çalışır. Ayrıca yüksek saflıkta kuvars kullanıyoruz; çünkü sıcaklık dalgalanmalarında bile bozulmaz.
Peki ya kablolar? R7 veya Sk15 konektörlerini kullanın. Bunlar sıkıca bağlanır. Titreyen makinelerin bulunduğu bir fabrikada gevşek bağlantılar arızalara yol açar ve bu da lambaların zarar görmesine neden olur.
Gerçek dünyadaki Trade-off’lar
Tabii ki bu bir sihir değil. Her zaman bir bedeli vardır.
Yıllarca dayanacak bir lamba istiyorsanız, onu mutlak termal sınırlarına kadar zorlamamalısınız. Biraz daha az verim elde edebilirsiniz, ancak karşılığında çok daha uzun kullanım süresi elde edersiniz.
Çoğu kurutma ve sertleştirme işlemi için bu trade-off kabul edilebilir bir durumdur. Böylece daha az tamir işlemi gereklidir, durma süreleri azalır ve çöplüklerdeki endüstriyel atıklar da azalır.